Kadındaki Beğenilme Duygusu nedir?

Kadınlar bir yandan toplum yaşamında beğenilmek ve takdir edilmek isterken, bir taraftan da toplumdaki hatalı ananevi yargılar ile 2. sınıf bir birey olarak tanımlanmakta, yeni trend olarak modernizm akımı ile cinsellikleri bir kadın politikası olarak öne çıkarılmaktadır…

 

Reklam

Kadının sosyal yaşamdaki yeri

Kadını sosyal hayattan dışlayan bu geleneksel akım, feminist tepkilere toslayınca erkek-kadın savaşları gerçekleşmektedir. Bu çatışma dahilinde kadınlar, erkek hegamonyasındaki toplum yaşamında erkeğe kurban edilmekte, evlilikler ve hatta çocuklar kurban edilmektedir.

Erkek otoritesinde oluşan bu akım üzerine kurulmuş olan bu geleneksel psikolojik inşaat kadını baskı altına alıp, öncelikli olarak annelik rolü ile sınırlarken, erkekler cinsel özgürlüğü kendi çıkarlarına doğrultusunda kullanmak eğilimindedir. Bu çatışma ortamı, bu geleneksel kaos bir taraftan beğenilme duygusu hisseden kadının, psikolojik yapısına darbe vururken, bir taraftan da özgürlüğüne vurulan bir saldırıdır. Oysa biz kadınlar sadece şunları isteriz: Beğenilmek, takdir edilmek ve erkek ile eşit (aynı değil) haklar…

Kadın ve erkek arasındaki psikolojik farklılıkların analizi uzman psikologların işidir. Ancak Kadın erkek ilişkileri muvacehesinde (=çerçevesinde, bağlamında), kadınlara özgü ruhsal problemler ve kadınlardaki başlıca kişilik tipleri belirleyici ana faktörlerdir.

Kadınlar neden fazla konuşurlar sorusunun cevabı aslında kendilerini ispat etmek, kendilerini sosyal hayata kabul ettirmek saikini taşımalarındandır.

Modernizm tarafından empoze edilen cinsiyet kimliği bu anlamda  gizli amacını taşırken,
kadınlarda ideal erkek tipi (bakınız : Kadınlar hangi tip erkeklerden hoşlanır?) gibi kuramlarla kadınlar manüpile edilmektedir. Oysa eşit olabilseydik, bu sorunla baş edebilme yönünden kadın erkek farkı olmazdı.

Şiddet uygulanan kadınlarda görülen rahatsızlıklar araştırıldığında ev hanımlığı kapanına kıstırılan kadınlar, çalışan, eğitimli kadınlara oranla daha çok ezilirler. Oysa erkek-kadın eşitliğinin kabul edildiği ülkelerde evliliğin temeli olan ben değil, “biz duygusu” kalıplaşmış olduğundan kadına yönelik şiddet eylemleri minimum düzeydedir.

Muhafazakar toplum yaşamına nazaran, feminist yaklaşımların evlilik üzerindeki etkilerinden müessir olan modern dünyanın poligamik tarzı ise çok eşli ilişkileri domine etmektedir.

Kadındaki erkekler tarafından terkedilme korkusu, aşkta kadın ve erkek farkları ve özellikle kadının annelik psikolojisi kadının beğenilme hissini törpülemekte ve onun dış dünyaya yansımasını engellemektedir. Aslında bu mizahi bakış, kadını beğenilmek şöyle dursun basit bir takdir, hoş bir cümleye razı olmasına bir razı etmektedir. Bu itilmişlik hissi ve hoşlanılmama durumu ise evlilikleri boşanma davalarına, kadını ikinci sınıf vatandaş olmaya zorlamakta,  orgazmı bile cinsellik değil, rol icabı olarak yapılan bir oyun haline getirmektedir.

Kadının beğenilme duygusu doğal olarak egolardan kaynaklanmaktadır. Çünkü ego yani özbenlik her insanın beğenilmeye layık olduğu dürtüsünü empoze eder. Bu aslında erkekte de aynı olsa da toplumumuzda kompleksler ile baskılanan kadın, beğenilmek arzusunu baskılar, kendini iyi bir çocuk annesi olarak tanımlamak zorunda kalır. Oysa modern yaşamda nerede ise erkek kadar yararlı bir bireyken, şimdi kazanabildiği tek sıfat, karılık ve/veya anneliktir. Peki sadece bu sıfatları kazanabilen kadın, sizce çocuklarına nasıl yararlı olabilir? Sosyal yaşama, insanlığın gelişimine, ülkenin yükselişine sizce bu model kadınlar ile ulaşabilir miyiz? Sadece hoşlanılmak isteyen, benimsenmek isteyen biz kadınlar için bizce bu sorunun cevabı hayır olsa da görüş ve yorumlarınızı merakla beklemekteyiz.

Benzer yazılar

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.