İlkbahar Yorgunluğu

İlk baharda havalar ısınmaya başlar biraz daha aydınlık günler yaz aylarına el verir. Fakat bazen bu bahar aylarında tüm dünya hayat dolarken içimizde sürekli bir yorgunluk ve halsizlik baş gösterebilir. Bu en geniş tanımı ile ilk bahar yorgunluğu sorunudur.

Sihirli kadın sitesi olarak sizlerle bugün ilkbahar yorgunluğu ,nedenleri ve çözümleri hakkında bilgi vermek istiyoruz…

 

İlkbaharda uyku çok önemli

ilkbahar-yorgunlugu-2-uyku-cok-onemli

Kış aylarında soğuk ve güneşsiz günleri yavaş yavaş yerini baharın sıcaklığına bırakmasıyla birlikte insan vücudu hassas bir saat gibi bu değişikliklere uymaya çalışırken olumsuz yönde etkilenebiliyor. Bahar mevsiminde doğal olarak havadaki elektrik yükü artıyor. Bu yük havada bulunan pozitif ve negatif yüklü iyonlar aracılığıyla taşınmaktadır. Bu taşıma dengesi bozuklukları iklim değişikliği dönemlerinde sıkça karşımıza çıkar ve insanlarda ilkbahar yorgunluğu dediğimiz belirtilere sebep olur.

Şubat Nisan ayları arasında yine bir çoğumuz baş dönmesi ve tansiyon problemlerinin yanı sıra, kendimizi yorgun , halsiz, isteksiz ve aşırı hassas hissederiz. İşte bu belirtiler  ilkbahar yorgunluğuna işaret ediyor  olabilir. Vücudumuz, kış mevsiminde daha ziyade karanlıkta üretilmesi sebebiyle fazlaca ‘uyku hormonu’ olarak bilinen melatonin üretir. Günler uzadıkça/aydınlandıkça melatonin üretimi haliyle azalma gösterir ve bu nedenle kış mevsiminden ilkbahara geçerken yaşanan uyku eksikliği de yorgunluğa yol açar. ‘Mutluluk hormonu’ olarak bilinen serotonin ise bu geçiş dönemindeki durumu beyin üzerinden dengeler. Akciğer, dalak, bağırsak ve merkezi sinir sisteminde üretilen bu hormon artan ışıkla beraber ancak yavaş yavaş harekete geçebilir. (Fakat bu dengenin sağlanması 1-2 ay sürebilir.) Bu yüzden de kış mevsimindeki tükettiğimiz yemeklerin ağırlığı ve hareketsiz olmamız da üzerine gelince kendimizi yorgun ve halsiz hissederiz. Bu durum eğer başka organsal sebepleri yoksa bir hastalık olarak değil, aksine bazı   sağlığımızı koruyucu önlemler almanın zamanı geldiğinin belirtisidir.

Diğer yandan güneşin metabolizmayı canlandıran UV ışınlarından yoksun kalan insan, kısa olan günlerde enerjisini kullanmayı en alt düzeye indirip ve dinlenme sürelerini uzattığını biliyoruz. En azından elektrik ışığı olmadan önce durum böyleydi. Ancak bugün hava karardığında ışığı açıyor ve yaz aylarında olduğu gibi aynı hızla çalışmayı sürdürüyoruz. Buna karşın organizma yapay ışığa kanmadığından daha ağır çalışıyor. Hareket azlığı, ağır besinler ve temiz hava eksikliği de yorgunluğa yol açıyor.

Araştırmalar da ilkbahar aylarında uygulanan rejimlerin, sonbahar ve kış aylarında uygulananlara göre çok daha olumlu sonuçlar verdiğini kanıtlıyor. Bizi yorgun düşüren ve hareketlerimizi engelleyen melatonin isimli hormonun salgılanmasını güneş ışınları büyük ölçüde frenler. Güneşsiz, puslu dönemlerde, kandaki melatonin oranı en üst düzeyde olur. Boş zamanlarımızda deniz kenarında ya da ormanda yapacağımız uzun yürüyüşler ya da çayırlara çıkıp temiz havayı solumak, sağlığımız açısından olduğu kadar güzelliğimiz açısından da çok yararlı.

İlk Baharda Minerallerin önemi:

ilkbahar-yorgunlugu-3-beslenme-cok-onemli

Şubat ayı ile birlikte güneşin canlandırıcı ilk ışınları dünyaya ulaşınca; metabolizma da yeniden harekete geçiyor, kana bazı hormonlar karışıyor ve bunun sonucunda zaten zayıf düşmüş olan mineral ve vitamin dengesi iyice sarsılıyor. En önemlisi beslenme şeklimizi değiştirip, taze besinlere yönelmemizdir, çünkü organizma ancak böyle yeteri kadar vitamin ve mineral alabilir. Bitki elyaflarında bulunan dengeleyici maddeler metabolizmamıza kış boyu toplanmış olan zehirleri atmakta yardımcı olur. Vücudumuz için önem taşıyan besinlerin en kolay formülü “renkli gıdalar”dır. Tabağımız ne kadar renklenirse beslenmemiz de o denli dengeli olur. Çünkü değişik renkli besinler değişik biyolojik maddeler içerir. Beslenme uzmanları gün boyu en az beş farklı renkte besin almamızı öneriyorlar: Sarı, kırmızı, kahverengi, yeşil, turuncu. Hangi renkteki besini ne zaman yiyeceğimiz ya da farklı renkleri birbirleriyle nasıl karıştıracağımız hiç önemli değil.

İlkbahar Yorgunluğu Cinsel İsteksizlik Sorununa Yol Açabilir

İlkbahar aşk mevsimidir. Ancak küçük kasabalarda ve doğayla iç içe olan yerlerde havadaki pozitif iyonların artması insana zindelik verirken, İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerimizde yoğun olan negatif iyonlar ise; cinsel isteksizliğe, cinsel güçsüzlüğe, sertleşme sorunlarına, duygusal iniş çıkışlara, uykusuzluğa, iştahsızlığa, eklem ağrılarına ve yorgunluğa yol açıyor. Bu tip şikâyetlerin üstesinden günde 5-6 porsiyon sebze-meyve tüketerek, içilen su miktarını artırarak, açık havada yürüyüş yaparak, bol bol güneşlenerek, iyi ve kaliteli bir uykuyla gelebilirsiniz. Günlük içilen su miktarı 3 litre civarında tutulmalıdır. Sabahları aç karnına en az 5 dakika yürüyüş yapmak ve 10-15 dakika aç karnına yapılacak jimnastik size zindelik sağlayacaktır. Yeşil çay içmek, C, A, B ve E vitaminleri, potasyum, selenyum ve omega 3 ve sentetik yerine pamuklu kumaştan üretilen kıyafetler tercih etmek bünyenin değişimlere adapte olmasına çok yardımcı olur. Her gün akşam ya da sabah duş alınmalıdır. Probiyotik ürünler bağırsak sistemini güçlendirdiği için özellikle mevsim geçişlerinde bol  tüketmekte fayda var.

İlkbahar Yorguluğuna Karşı Nasıl önlem alınır ?

ilkbahar-yorgunlugu-4-ne-yapmali
  • Gün ışığı depolamak için günlük yaşamınızı mümkün olduğunca güneşe çıkabilecek şekilde ayarlayın.
  • Yürüyüş, spor veya kısa mesafelerdeki işleri yayan giderek açık havada ne kadar hareket edebilirseniz o kadar iyidir.
  • Sabahları   alınan soğuk-sıcak dönüşümlü duşlar kan dolaşımını harekete geçirir. Duşunuzu soğuk su ile bitirmeye dikkat edin.
  • Bir detoks veya ilkbahar arınma kürü yapmaya gayret gösterin. Detoksun uygulanması bir yönetici ve grupla kolay olduğu kuşkusuzdur.
  • Eğer detoksunuzu veya kürünüzü tek başınıza uygulamak isterseniz şu bitkilerden oluşan bir çay (günde üç kez 250 ml. tüketilmesi kaydıyla) arınma sürecinizi kolaylaştıracaktır: Karahindiba, ısırgan otu, huş ağacı yaprağı ve nane. Tansiyonu düşük olanların sabahları ayrıca biberiye çayını içmeleri çok faydalı olacaktır.
  • Kapalı yerlerde ve bürolarda çalışanlar, çalıştıklari iş yerlerinin ışığını artırır  ve bulunduklari bölgede devamlı havalandırma yaparlarsa ve en azından günde, hiç olmazsa 15-20 dakika temiz ve açık havada yürüyüş yaparlarsa bu yorgunluğu asgariye indirmiş olurlar.
  • Kilo fazlalığı olanlar , mutlaka kış dan kalma bu yağ depolarından kurtulmalıdırlar. Unutmamalıyız ki fazla kilolarımızdan kurtulmak için bu günler bizim için çok önemlidir
  • Uzmanlar içecek olarak maden suyuna, meyve ve bitki çaylarına, sebze ve meyve sularına yönelmemizi sağlığımız açısından daha uygun buluyorlar. Böbreklerin tam kapasite ile çalışması için bu tip sıvı gıdalardan günde en az iki, üç litre içmemiz şart.
  • Sekiz, on saat süren düzenli bir uyku, organların kendisini yenilemesine yardım eder.
  • Beslenmenizin taze meyve ve sebzelerden oluşmasına özen gösterin. Bu dönemde tatlı, kırmızı et, alkol, sigara ve fastfood’dan kaçının.
  • Aşırı stresten kaçınıp, boş zamanlarınızı sevdiğiniz insanlarla ve keyif aldığınız etkinliklerle geçirmeniz bu süreci rahat atlatmanıza yardımcı olacaktır.

Sağlık ile ilgili diğer yazılarımızı okumak için HEMEN TIKLAYIN

Sağlıklı günler dileriz

Benzer yazılar

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.