ŞAVŞAT’TA İKİ GÜN

Bir anda kararlaştırıp gitmekten, gezip görmekten çok mutlu olduğum, gözlerime bayram ettirdiğim, ara ara çektiğim fotolara iç çekip baktığım, çok güzel insanların yaşadığı Şavşat’ta iki güzel günümü paylaşmak istiyorum. Mutlaka görmenizi istediğim güzel ülkemizin güzel ilçesi ŞAVŞAT’ ı hem tanıtmak hem anılarımı tazelemek istiyorum…

Reklam

 

2017 senesi yaz mevsiminin başında kafa dengi 5 sihirli kadınla kahvaltı masasında gitmeye karar verdiğimiz Şavşat’ı dimağımda kalan izlerle anlatmak istiyorum. Artvin’ de kurulan HES (hidroelektrik santral) şantiyesinde işyeri hekimi olan arkadaşımıza “bizde gelelim” diyerek o masada uçak biletlerimizi, kalacağımız yerlere kadar ayarlayıp 2 günlük tatil gezimizi planlamıştık. Ben o zamana kadar hiç Karadeniz’ e gitmemiştim. Uçakla Erzurum’a oradan Yusufeli’ne giderek başlayan gezimizde tam anlamıyla yeşile doyduk. Hala ara ara çektiğim fotolara bakıp bakıp iç geçiriyorum desem abartı olmaz.

DOĞU KARADENİZ’İN YEŞİL İLÇESİ

Doğuda Ardahan, batıda Artvin, kuzeyde Gürcistan, güney ve güney batıda Ardanuç  ile çevrili her mevsim ağaçların başka renge büründüğü, yüksek dağlarla çevrili muhteşem doğaya sahip, tekrar gidip görmek için sabırsızlandığım yerlerden biridir.  Yeşilin her tonunu gözünüzün değdiği her noktada tanıklık edeceğiniz, doğanın mucizesine bir kere daha inanacağınız güzellikte olan bu kentin güzel insanları eğitime önem vermiş, vermeye de devam etmektedir. Bizi tüm misafirperverliğiyle Şavşatı gezdiren Arif bey, ” burada okumaktan başka yapacak bir şeyimiz yok” demişti. Dağlık bir bölgede, mahalle aralarında bile yokuş inip çıkarak gidip gelinen ilçenin sosyal faaliyeti  fazla olmadığından “okumaktan başka çare yok” algısını geliştirmiş olmasına şaşırmamak gerek.

  • YUSUFELİ
savsatta-iki-gun-yusufeli

Yusufelinden başlayan yolculuğumuzun ilk durağı Atatepe’ de 22 metrelik Türkiye’nin en büyük Atatürk heykeli oldu. Yakınına kadar gittiğimde bu kadar büyük heykel olmasından ziyade Atamızın heykeli olması beni çok etkiledi. Yakınına kadar gidip gözlerimden sızan yaşlara hakim olamadım. Yemyeşil bir tepenin üstünde duran heykelin heybetini gidip görmeden tarif etmem imkansız…

savsatta-iki-gun-atatepeden-cennet-yaylalara-yolculuk

Atatepeden çıkıp yemyeşil yaylaların arasında arabayla geçerken fotoğraf çekilen bir yerde durduk ve biz hipnotize olmuş bir şekil de tabiatın sunduğu yeşil rengin bu kadar tonunun olması şaşkınlığıyla bakakalmıştık.  Büyük kentlerde yaşayan bizler ne yazık ki tabiat ananın muhteşem renklerini, kokularından uzak yaşadığımız için burada her karış toprağın üzerinde biten yeşil renkten bihabermişim…

 

  • TİBETİ KALESİ
savsatta-iki-gun-3

Bize rehberlik eden sevgili Arif beyin ile Tibeti kalesine gittik, bakımsız olmasına çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Kalenin içinde otlar bitmiş, yürümenin imkanı bile yoktu.  Hemen yakınında çok sıcak karşılandığımız aile işletmesinde karnımızı Şavşat’ta farklı yapılan kuymak ve kahvaltılık malzemelerle bir güzel doyurduktan sonra  Karagöl Sahara Milli Parkı geçtik.

  • KARAGÖL SAHARA MİLLİ PARKI
savsatta-iki-gun-5

Karagölü çeviren ağaçların suya yansıması ve o gölde yaşayan kurbağaların güzel sesleriyle (benim için tabiatın tüm sesleri kulağıma güzel geldiği için kurbağanın sesi nasıl güzel olur diyenlere bu parantezi açtım) yürüyüşümüzü yaparken gözlerimin tanıklık ettiği bu güzelliklerden sonra İstanbul’un beton yapılaşmasına nasıl bakacam? diye de düşündüğümü çok net hatırlıyorum. Burada yaşayan insanlar acaba bu güzellikten sıkılıyorlar mıdır ? gibi çocukça sorular kafamın içinde dönüp durmuştu…

  • KAFKASÖR BOĞA GÜREŞLERİ FESTİVALİ

Geleneksel boğa güreşlerinin yapıldığı alana rotamızı çevirirken yol kenarında genelde fotoğraf çekimlerinin yapıldığı rakımı oldukça yüksek bir alanda biz 5 sihirli kadın uzun bir süre hipnotize olmuş gibi belki 10 dakika aşağıdaki bir köyü ve çevresini izlerken, kendimize geldiğimizde gözümün görebildiği alanlardan acaba neresi daha az yeşil diye konuşmuştuk… Ne komik aslında… Köyden şehre gelen insan kentin yapılaşmasına şaşırırken bizde 5 kentli ise tam tersi tabiat ananın insan eli değmemiş yapılaşmasına şaşırmıştık. Boğa güreşleri nin bölgeye turizm açısından katkısı olduğunu söyleseler de ben insanoğlunun yine tüm canlılardan üstün olduğunu egosunu, ve bunun  kanıtlarcasına hayvanları dövüştürüp bundan keyif almayı ve üstüne para kazanmayı uygun bulmuyorum…

 

  • YEMYEŞİL KÖY : “LAŞET”
savsatta-iki-gun-laset

Temiz havanın verdiği rehavet ve açlıkla geceyi geçirmek üzere gittiğimiz Laşet’te ise mekan sahibi “Ekim ayında gelin, bu ağaçların hepsi kıpkırmızı olacak, o zamanda çok seveceksiniz” demişti. Yeşile o kadar alışkanlar ki ağaçların kırmızı rengi almalarını beklediklerini anladım. Akşam yemeğim için seçimimi alabalıktan yana kullanıp ikinci porsiyonumu da havanın verdiği temiz oksijene bağlayayım 🙂  Yaz mevsiminin başında olmamıza rağmen akşamın getirdiği serinliğin gece yarısında gerçekten soğuğa dönüşecek olması bile bizi şaşırtmadı çünkü biz bunları araştırarak yanımıza gece için kalın kıyafet almıştık. Bungalow odaların çam kokuısuyla uykumu alıp sabahın ilk saatlerinde, tabiatın uyandığını odama dolan güneş ve kuş sesleriyle anlayınca  kaldığım odanın balkonundan yine yeşille buluşmak  kendimi masal diyarlarında hissettirmişti…

 

YAZIN BAŞINDA ERZURUM’DA KAR

savsatta-iki-gun-2

Kahvaltımızı bir güzel yaptıktan sonra Şavşat’tan Ardahan’a doğru yola çıktık. Ardahan minicik bir yerdi. Gelmişken eski kaşar peyniri alırım diye hayal etsem de elim boş geri döndüm. Biraz dolaştıktan sonra adını hatırlayamadığım bir köyde durduk. Kars eti lezzetlidir düşüncesiyle derme çatma olsa da  işletmenin birinde soluklandık. Et ve tam organik ürünlerle yapılmış salatamızı yerken çevremizde bizleri görmemenin heyecanını yaşayan köy çocukları şu an gözümün önüne geldi güzel gülümsemeleriyle… Tanışmaktan adlarını söylerken bile utanıp kaçmışlardı. Erzurum’a doğru giderken ara ara yeşillikler arasında beyazlıklar görüyordum ama anlamlandıramıyordum meğerse karmış.. Erzurum’ a yaklaştığımızın kanıtıydı o beyazlıklar. Hala erimemişti ama biz rakım olarak yüksek bir yerden geçerken o karları gördük hatta arabadan inip dokunduk. Bu da enteresan anılardan biriydi benim için. Erzurum da Oltu ilçesinde minik bir mola verdikten sonra Erzurum’a as olan Cağ kebabını ve kadayıf dolmasını yedikten sonra az zamanda çok güzel yerler görmenin ve tatmanın huzuruyla döndük. Uçakta keşke biraz daha Şavşat’ta kalsaydık da daha çok manzara izleseydim diye hayıflana hayıflana döndüm ve hala aynı fikirdeyim 🙂

Çok güzelsin ŞAVŞAT… Kıymetinin bilinmesini dilerim… Dilerim çok ziyaretçin olur… Bize zamanını ayıran sevgili Arif beye çok teşekkürler…

SEYAHATLER İLE İLGİLİ DİĞER YAZILARI HEMEN OKUMAK İSTİYORUM

MUTLU GÜNLER.

 

Reklam
Zep

Benzer yazılar

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.