Buradasınız
Sihirli Kadın Sitesi > İlişki > HER KADININ GİZLİ AŞK HİKAYESİ

HER KADININ GİZLİ AŞK HİKAYESİ

HER KADININ GİZLİ HİKAYESİ

Her insanın farklı bir hikayesi vardır. Fakat bir çok kadının benzer konuda çok benzer bir aşk hikayesi vardır

Hani rahmetli usta sanatçı ve söz yazarı Kayahan’ın şarkısında yazdığı gibi, “ Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi “.

Ben bunu biraz değiştirdim, “ Benim ki Bir Aşk Hikayesi “.

 

her-kadinin-gizli-hikayesi-aski-kullanmak

Benimki Bir Aşk hikayesi

Yıllar yıllar önce bir kadın, prestijli bir Tv kanalında işe başlar. Öncelikli olarak en alt basamakta, pazarlama satış biriminde görev alan kadın, çalışma azmiyle 1 ay içinde terfi eder. Akabinde çalıştığı birim kapanır ve kanal onu başka bir birime, hiç bilmediği reklam bölümüne alır. O zamanlar bir bayram arifesi, beraber çalışacağı insanlar izne çıkıyor, o güne değin bilgisayarla tanışmamış kadını makine başına oturtuyorlar ve hadi başla işe diyorlar. Ne reklam, ne reklam rezervasyon, ne bilgisayar, ne sistem, hiçbir fikri yok. Çalışır çabalar ve azmiyle üstesinden gelir. Elbette mükafatını alır ve ard arda terfiler devam eder. Tv kanalı bir Hoding’e bağlıdır ve insan kaynakları her dönem performans değerlendirmesi yapmakta ve ona göre personeli tutmaktadır. Kadın sadece çalışmayı görev edinmiş gözü hiçbir şeyi görmemekte iken, bir gün her şey değişir…

Reklam rezervasyon yapan bir ajans çalışanı ile telefonda diyalog başlar. Öncelikle çekişmeli, zaman zaman ufak tefek atışmalı ama hep sonunda tatlıya bağlanan diyaloglar. İş olarak başlayan, birbirlerini aylarca görmeden sadece işlerini yapan ama her iki tarafında anlam veremediği, adını koyamadığı bir diyalog. Ajans çalışanlarının Tv’ye gelmesi ile bir gün kadın ve adam nihayet karşılaşır. Birbirlerini o güne değin görmemiş iki insan onca insan arasında birbirlerine isimler ile hitap eder…

 

Hemen akabinde bir, iki ay sonra Tv kanalının her sene yaptığı muhteşem davetlerden birine her ikiside katılır ve yine onca insan ve davetli arasında birbirlerinin bulunduğu masaya giderler. Şaka gibi ama gerçek ve bu bir Türk filmi değil…

İşte o gün her şeyin başladığı gündür. İkisi de davette fazla kalmak istemez, akabinde üzerlerindeki şık kıyafetlerle bir bara giderler, yalnız değil yanlarında iki arkadaşı da eşlik etmiştir. O gün ve birbirini takip eden diğer günler görüşmeye başlarlar. Bu arada adam eşinden 5-6 ay önce boşanmıştır…

Aslında kadına bir enkaz halinde gelmiş olan adam için, kadın sığınacak bir limandır. Kadın içinse, tertemiz duyguları ile bir aşk. Öyle kuvvetli bir aşk ki, tam 15 yıl körü körüne devam eden ve neredeyse kadını ölüme götüren bir aşk…

 

Kadının aldığı aile terbiyesinde, evlenip çoluk çocuk sahibi olmak, mutlu ve huzurlu bir hayat yaşamak vardır. Çocukluğundan beri hayalini kurduğu bir aşk önünde, evlenmek, çocuk sahibi olmak istemekte ve her geçen gün adama daha çok bağlanmaktadır. Adam kendi evinde yaşamakta, doğal olarak hayatındaki kadınında zaman zaman yanında kalmasını istemekte, ama kadın ailesi ile yaşadığı için, bu isteğine cevap verememektedir. Çok nadir de olsa, kadın ailesine yalan söyler, kız arkadaşımda kalıyorum diyerek adamın yanında kalır. Aradan 3-4 ay geçer, bir gün kadın iş yerinin tuvaletinde yaptığı test ile hamile olduğunu öğrenir. Saf duyguları ile öyle çok sevinir ki, bir an önce kendince bu müjdeli haberi hayatında olan adama vermek ister. Ve verir de…

Adam boşandığı kadınında bir ara hamile kaldığını ve bir nedenle doğurmadığını veya doğuramadığını ( orasını tam olarak hatırlayamıyorum ), çocuk ile ilgili anısının çok iyi olmadığını vs.vs.vs. kısaca baba olmak istemediğini söyler. Kadın için büyük bir şok ve hiç beklemediği bir yanıt. O güne değin hayalini kurduğu sevdiği aşık olduğu bir adam, evlenmek istemekte ve ondan çocuk doğurmak istemekte, ama adamın ruh sağlığı veya geçmişte yaşadıkları buna engel olmakta. Ya da kadına böyle söylemekte…

Çok zaman geçmeden kadının bir çözüm bulması lazım, iş yerinden bir arkadaşının önerdiği iyi bir doktordan randevu alan kadın, yine aynı arkadaşı ile kimsecikler duymadan çocuğunu aldırmak zorunda kalır.  Ruh sağlığı izin vermeyen adam ise, kadını maddi manevi yalnız bırakmış kendi alemindedir. Düşünsenize, çocuk tek taraflı değil, adam hiç mi hiç mesuliyet almamakta, utanmadan yüzsüzce kadına “ bir şeye ihtiyacın var mı demekte”. Elbetteki kadın gururlu, asla bir talebi olmayan kadın maddi ve manevi bu travmayı yaşamakta. Düşünsenize, kadının ailesi hiçbir şey bilmiyor, ataerkil bir aile, mesafeler var, yasaklar var, kadın kürtaj olmuş içmesi gereken ilaçları var, onlarıda aileden saklamak zorunda. Tek başına bir çocuğun hayatına son vermek zaten ciddi bir travma ve ailenin yanında rol yapmak zorunda olan bir kadın…

Aradan bir ay geçer, kontrol randevusu günü gelir ve adam lütfeten kadını doktor randevusuna götürür. Tabi bir sorumluğu kalmadı adamın içi rahat belki de çocuk engelinden kurtuldumu, emin olmak istemekte bilemiyorum. Günler ayları aylar yılları takip eder, ilişki bir dargın bir barışık ama çok kısa aralıklar ile yıllar yılı takip eder. Bu arada her ikiside işlerinde oldukça başarılıdır. Kariyerlerinde ilerlemektedirler. Adam daha üst bir görevde ajans değişikliği yapar, kadın ise işkolik önce bir ajasnta, daha sonrada büyük bir gazetede göreve başlar. Artık reklam müdürüdür, azimle çalışmak ona iyi gelmiştir, belkide dünyaya gözlerini kapamış sadece işi ile avunmuştur. Bu süreçte kadın adamı sevmekten bir an bile vazgeçmemiş, sevgisine aşkına hep sadık kalmış. Adam ise maşallah reklam sektöründe gözüne kestirdiği kim varsa birlikte olmuştur. Kadın salak arada kısa ayrılıklar var ya, adam hem kadınla birlikte hem de başkaları ile. Camia hem büyük hem de bir o kadar küçük, adam ilişkimizi sadece biz bilelim, sadece biz yaşayalım diyerek zaten camianın bilmesini engellemekte. Hoş reklam camiası bilse ne olur, al gülüm ver gülüm. O kadar çok çeşitli insan var ki, bilerek ikinci üçüncü kadın olan veya erkek olan. Ha birde çok dedikodu, kadın o kadar salakki herşeye kulağını tıkar, sonuçta çok sevmekte, adamla ilişkisi inişli çıkışlıda olsa yıllar yılı devam etmekte. Ama gözden uzak…

 

her-kadinin-gizli-hikayesi-kendini-kandirmak

Aradan birkaç yıl geçer, kadın artık kendisininde ortak olduğu bir ajansta çalışmakta, yine aynı sektörde ama farklı bir kulvarda hizmet vermektedir. Bu arada adamda aynı camiada olduğu için, elbette iş olarakta zaman zaman karşılıklı çalışmaya devam ederler. Şu bir gerçektir ki, her ikiside iş konusunda tamamen profesyonel olup, hiçbir zaman özel hayatlarını işe yansıtmamışlardır.

Gerçi bu daha çok kadın için geçerli, kan kusup kızılcık şerbeti içmiş gibi davranan, sürekli makyajlı, güler yüzlü, şık giyimli ve dik duran bir kadın. Karşısında ajansının gücü ile duran bir adam. Hatta öyleki bu adam, bir süre sonra ünlü bir adamın yeğeni ile evlenip camiada dahada iyi bir mevkiye yerleşir. Aslında bir nevi kendini paraya, mevkiye satan bir adam. Evlenmiş olmasına rağmen, canım cicim ayları geçince, adam yine kadının ardından gitmeye devam eder. Yine gevşek gevşek görüşelim der. Zaman geçtikçede evliliğinde mutlu olmadığını vs.vs. kadını özlediğini söyler. Kadın evli bir  adamla ilişki yaşamayacağını defalarca dile getirir. Sonra ne hikmetse, evliliğinde mutsuz olan adam baba olacağını öğrenir. Bir kız çocuğu. Kadın yıkılır, çocuk sahibi olmak istemeyen ruh sağlığı bozuk adam baba olacaktır. Çok mutludur. Kadının ise, unutmak istediği o günler yine aklına gelir, acı, ızdırap belki de pişmanlık. Adamla yaşadıkları için ayrı pişmanlık, boşa geçen onca yıl için ayrı pişmanlık, çocuk sahibi olamadığı için, anne olamadığı için ayrı pişmanlık. Zaman zaman düşünüyorum, acaba aileme rest çekseydim, maddi manevi ben bu çocuğun sorumluluğunu alabilirim, doğuracağım deseydim ne olurdu? Başta kesinlikle ailem beni reddederdi. Ama evladım olunca da eminim bana sahip çıkarlardı. Çünkü benim ailem öyle yüce gönüllü bir aile.

Peki evlat sahibi olsaydım acaba böyle karatersiz bir babası olmasını istermiydim ? Düşünsenize hayatım boyunca evladın için görüşmek zorunda olacağım bir baba. Canı isteyince başkaları ile gönül eğlendiren, mevkiye ve soyada kendini satan ve evlenen bir adam. Bilemiyorum.

Neyse, devam eden süreçte adam bir kız babası olur ve ne hikmetse boşanmaya karar verir. Tüm bu süreçte, adam evini alır, arabasını yeniler yani paralanır. Tamam işinde iyi ve başarılı biri ama elbette damat olmanın faydasını da görür.

Kadından hiçbir zaman vaz geçmez, aynı sektörde çalıştıkları için bağlantıları iş nedeniyle kopmaz ama işin dışında da, adam asla kadından vaz geçmez. Arada kadını yerer, sen ne biçim kadınsın diye, görmek istediği acaba neydi? Madem kadını beğenmiyorsun peki neden takıntı halde ondan vaz geçmiyorsun? Hatta bir zaman gelirki, adam gecenin bir yarısı içmiş bir şekilde kadının evinin önüne gelir. Yaz ayı kadını ailesi tatilde, zaten iş için sürekli görüşen ve çalışan kadın ve adam. Doğal olarak diyalog halindeler veya kadın ajanstan başka arkadaşları ile diyalogta, adamda kadından haberdar. Ama diğer çalışanlara çaktırmadan. Neyse evin önüne sarhoş gelen adam, kadına çok pişman olduğunu sayarda sayar. Kadın yine salaklık yapar adamı hayatına yine alır, adam boşanmıştır ya aklı başına gelmiştir, oda beni unutamadı, beni seviyor vs.vs. der yine kanar. Yada kanmayı ister. Bu böyle devam eder gider. Yine kimse bilmez, herkesten gizli saklı inişli ve çıkışlı bir ilişki.

Günlerden bir gün çok kötü bir şey olur. Kadın bir anda kendini hastanede ameliyat masasında bulur. Beyin kanaması geçirmiştir, yaşama olasılığı %10, hatta sonradan öğrendiğine göre %5’dir. Allahtan kısa sürede teşhis konulduğu ve müdahale edildiği için hızla ameliyat edilir. Kadın gerçekten allahın sevgili kuludur, Dünya çapında o güne kadar ( şimdi ki durumu bilemiyorum ) konusunda uzman 5 doktordan ikisine denk gelir. Tamamen tesadüf, kadının gelinlerinin çalıştığı özel hastanede kapalı beyin ameliyatı geçirir. Kadının o güne ait unutamadığı 3 şey var. İlki kendisinin beyin kanaması geçirdiğini anlaması çünkü vaktiyle kadının anneside vaktiyle 2 kere beyin kanaması geçirmiş ve ölümden dönmüştür. İkincisi ambulansı beklerken, kardeşinin taksiden inip koşarak kendisine koşması. Üçüncüsü gelinlerinin hastanenin acil servis kapısında, bembeyaz kireç gibi yüzü ve ağlamış ama gözyaşlarını sildiği kanlanmış gözleri. Dedim ya, allahın sevgili kulu, doktorları sayesinde başarılı bir ameliyat geçiren kadın tekrar hayata tutunur. 1 Ay kadar hastaneden kalan kadın artık eve dönmüştür. Ancak güçsüz, yorgun, bitap bir şekilde. Öyleki eve geldiğinde banyo yapmak ister, ama ne mümkün kendini yıkayamaz, saçlarını yıkamak ister, elleri ancak bir kere saçlarını ovuşturabilir çünkü gücü yok. Yakın bir aile dostu onu yıkar paklar. O güne değin işi ve çevresi gereği çok hareketli bir yaşantısı olan kadın birden bire çökmüştür. Yorgun, halsiz, perişan. Oldukça uzun bir süre hayatı hem kendine hemde ailesine zehir eder. Düşünsenize yalnız başına banyo yapamıyor, iki adım yürüse yoruluyor, halsiz, sürekli baş dönmesi, merdiven inmek veya çıkmak onun için adeta bir kabus, tabi baş ağrısıda devam etmekte. Kolları mosmor hatta simsiyah, çünkü hastanede neredeyse saatte bir kolundan kan alınmış. Yemek yerken bile yorulmakta, o kadar enerjik ve hareketli bir yaşamdan sonra kadın kendini adeta sakat görmekte. Zaman bu şekilde akıp gider, her ay kontroller devam eder, emarlar, anjiyolar vs.vs. Altı ay sonra yaşamı bir nebzede olsa daha normale döner, bu arada iş yeri açıktır ve çalışma arkadaşlarıda işyerini açık tutabilmek için canla başla çalışırlar mücadele verirler.

Üzerinden tam bir yıl geçmiştir ki, yapılan anjiyo’da müdahale edilen damarlarda birinde tekrar baloncuk olduğunu, hatta onun bir balon daha ürettiğini öğrenirler. Yine patlamaya hazır bir bomba, hatta iki bomba. Tekrar beyin kanaması olmaması için, baloncuklara derhal müdahale edilmesi tekrar beyin ameliyatı olması gerekmetedir. Seneyi devriyesinde bir beyin ameliyatı daha geçirir, bu sefer problem yaratan damara stentler takılır, sorunsuz bir şekilde ikinci kez hayatı kurtulur.

Yaşanılan tüm bu süreçte hani o kadından vaz geçmeyen adam var ya, ne hikmetse ortada görünmez. Kuru bir geçmiş olsun demekle yetinir. Pardon elbette eve çıkınca da ajans olarak gönderilen bir çiçek de var. Kadın ikinci kez hayata tutunmuştur, ameliyatın üzerinden henüz bir hafta geçmiştir, evde nekahat döneminde iken cep telefonu çalar. Telefonun ucundaki bayan, kadına “ …Bilmemkimin, şu tarihteki nikahına ( Düğün ve nikah ) gelecekmisiniz, ona göre tam rezervasyon kişi sayısını belirleyeceğiz der. Şok üstüne şok, meğer kadın hastanede ölüm kalım savaşı verirken, adam yine biriyle evlenmeye karar vermiş, o kadar yüzsüz ki, davetiyesini kadının ajansına da göndermiş. Düğünü düzenleyen firmada davetiye listesindekileri arayarak gelip gelinmeyeceğinide teyit etmek ister aranılma sebebide bu. Artık yorumu yazdıklarımı okuyanlara bırakıyorum.

Zira bunun üzerine denilecek ne laf nede bir söz kalmıştır. Bu kadar aşağılıkça bir davranış, cümle alem ameliyatı bilmekte, bu nasıl bir zihniyettir ki, sen kadının bunu öğrendiğinde ne kadar üzülebileceğini bile bile, hele hele bu kadın beyin ameliyatı oluyor ve ikinci kez, sen nasıl bir piskopatsın ki, bunu yapıyorsun. Git evlen ne halt edersen et, ama kadının gözüne soka soka bunu yapmanın manası ne. Bu nasıl bir insanlık tır. Adam ne insanlıktan nasibini almış nede vicdanı var.

Kadının artık o gün nihayet aklı başına gelir, ve bu adamı ne iş olarak ne de insan müsveddesi olarak artık hayatında istemediğine karar verir. Bunca sene dile kolay salak kadın 15 yılını boşa harcamış, resmen olaylara at gözlüğü ile bakmış, sadece kendini kandırmış, sevildiğini zannetmiş. Belki de kendi kanmak istemiş, sorunları problemleri görmek istememiş, hep olayların üstünü örtmüş, her zaman affedici olmuş ama kendini ve duygularını hiçe saymış, kısacası sadece kendini kandıran bir kadın.

Şimdi o kadın artık evli, hem sevdiği bir adam var, hem de onu seven bir eşe sahip. Kadın çok ama çok zor günler geçirdi, ailesi de. Bir daha hamile kalamadı, ara ara düşünüyor, acaba evladı doğsa mıydı, anneliği tatmayı hep çok istedi…. Ve yıllar sonra önce kendi ile barıştı sonra hayatla. En güzelide ne biliyormusunuz ? Yaşadığı ameliyatlardan sonra hani o kendini yıkayamayan kadın var ya, kardeşinin ilk çocuğu olduğunda, yeğeni 1,5 yaşında iken, küvette onu kucağına alarak onu köpürterek yıkaması. Şimdilerse ise, yeğenler ikiye çıktı, küçük bir cadıda eklendi. Zaman zaman iki fındık kurdunuda yıkamak kadın için çok büyük mutluluk adeta ödül.

Zor bir süreçti, ama geçti, insanın kendini bile bile kandırması böyle bir şey. Yıllarca karşı tarafı suçlayan kadın, artık “ seçimi ben yaptım “ demeyi öğrendi.

Emekli oldu, İstanbul’dan taşındı şimdi daha mutlu ve huzurlu ve kendi ile barışık, en önemlisi SAĞLIK demeyi öğrendi.

Size Tavsiyesi duygunuz her ne olursa olsun içinizdeki size doğruyu fısıldayan o küçük kızı duyun ne yaşarsanız yaşayın, yaşadığınızı bilin…

Sevgiyle kalın

 

 

 

dilegini-tut-melek-kartini-cek günlük burç


Okuduğunuz konu: HER KADININ GİZLİ AŞK HİKAYESİ
Web adresi : http://www.sihirlikadin.com/her-kadinin-gizli-ask-hikayesi/

Çeşitli alternatif bilgiler için:
HER KADININ GİZLİ AŞK HİKAYESİ Google
HER KADININ GİZLİ AŞK HİKAYESİ Yandex
Bugün: 15-Dec-2017 05:35:26
Ulusalarası saat: 15-12-17 02:35:26
Yazı tarihi ve Günü : 7 Aralık 2017Perşembe

Bir Cevap Yazın

Yukarı
Devamını oku:
Mustafa Sandal, Emina dan Ayrılıyor mu ?

İbrahim, Demet evliliğini Bitiren Yasak Aşkın İlk Fotoğrafı

Nicole Kidman tanınmaz halde

Kapat